Anasayfa / Genel / nabıyon be yaaa

nabıyon be yaaa

Uyumaktı niyetim, şöyle horul horul, tadını çıkarta çıkarta akşama dek ama çalan telefon içine etti keyfimin. Sabahın köründe hayra alamet değildir zaten zırıl zırıl öten baş belası. Bir yerden tanıyorum arayanı, ses hiç yabancı değil, nabıyon kızan diyor, iiii diorum yüzde seksen altı uykulu, bişiler daha diyor, Tamer diyorum, he be yaaa diyor, ararım diyorum telefon kapanıyor.

Kadıköy’de buluşup Cadde’ye geçtik, tavuklu bişiler yedik kazık eşliğinde NumNum’da, Tarık’a alo dedik, gel dedik, bir saat sonra dedi, biz gelelim dedik. Hiç gitmemiştim, pek bir güzel yapmışlar Pendik Yat limanını, oturup kahve içtik serseri serseri muhabbetler eşliğinde. Bakmayın ağırbaşlı durduğuna Tarık Öztürk’ün, içinde ki serseri senden benden daha serseri. Kim demiş çocuğa dayak olmaz diyor, bazen elinin tersini göstereceksin ki aklının bir köşesi alternatif eksikliği çekmesin aklından haylazlık geçirince. Hem benim ki büyüklere saygılı diyor, kendinden küçüğünü görünce patlatıyor tokadı.

Gözümün önünde ekmek Mushaf çarpsın ki yapmadım anne diye yemin ediyor velet. İnanamadım diyor Tamer, dünyam yıkıldı, çocuğum daha beş yaşında, bize yalan söylersen bir yandan ekmek bir yandan Mushaf çarpar demişler, arkadaşım yalan söylüyor ama ne ekmek de kıpırdama var ne de mushafta. Beş yaşındayken öğrenmiş bizim şopar yalan söylemeyi ama hala kızlara yalan söylemekte beceriksiz. Önce kendin inanacaksın söylediğine canım arkadaşım, öyle inanacaksın ki yalan söylerken yaşamından bir kesit gibi gelecek, değil inanmamak şüphe bile etmeyecek elin karısı. Yoksa böle terk edilir sabahın köründe beni ararsın ki hayır duası etmedim sana uykumu yedin diye.

Herkes bilir erkek erkeğe takılmanın homoluk gibi bir şey olduğunu düşündüğümü. Ama bugün farklıydı, hem Tamer ile hem de Trak ile vakit geçirmek zevkti. Allahtan 3-4 yılda bir oluyor da aynaya bakınca ulan homomusun sen, ne işin var erkeklerle gezmekte tozmakta demiyorum.

Derin geldi geceye doğru, gittiği kadar güzel, gittiği kadar güler yüzlü, öpüp kokladım, kucağımda gezdirdim, bilgisayarda çalan müzikle delirmesini izledim, ezilmiş kestane yerken dudaklarını buruşturmasına tanık oldum. Bildiğiniz büyüyen çocuklardan Derin Sarımehmetoğlu, baya baya mimikler, tepkiler, sesler… Yumruydu oysa ilk gördüğümde, çirkin bir patates, tarla faresi, kara ve kuru…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!